Posted on

Bakınız kimlere ANNE denir

Bakınız kimlere ANNE denir

Bakınız kimlere ANNE denir

Halkın Yorumu

1. Makyaj çantasından lego parçası çıkan kadına ANNE denir.

2. Potansiyel müşteri toplantısına kayın biraderi ve 8 aylık bebeği ile giden ve toplantı sonrasında toplantı odasında bebek emziren, tüm bu organizasyonu toplantı yaptığı kişilere hiç çaktırmayan kişiye ANNE denir.

3. Gece her 2 saatte bir uyanan oğlu 3 saat aralıksız uyuyunca “acaba bir şey mi oldu, niye uyanmadı???”diye gidip gelip kontrol eden ve kendi uykusunu kaçıran kişiye ANNE denir.

4. Hayatında nasırın n’sini bilmemiş, çocuktan sonra puset itmekten, çanta taşımaktan elleri nasır bağlayan kişiye ANNE denir.

5. Bebeğini emzirirken bir taraftan da bebek yatağında bebeğini arayıp endişelenen kişiye ANNE denir.

6. Youtube’dan Caillou’nun Apaçi dansını 25.644.422 kere çocuğuyla izleyen kişiye ANNE denir.

7. Çocuğu yemek yiyince kendisi doyan, çocuğu uyuyunca kendisi dinlenen, çocuğunun neresi ağrıyorsa (karın, kulak, bacak) kendisinin de orası ağrıyan, çocuğu mutluysa mutlu, üzgünse üzgün olan, kendi olmayan… canı çocuğunda toplanmış kişiye ANNE denir.

8. Puseti iterek yürümeye alıştığı için onsuz yürüdüğünde ellerini koyacak yer bulamayan ve dengesini kaybeden kadına ANNE denir.

9. Çocuğu uyuyor diye banyoya girip banyoda ağlama sesi duyduğunu sanıp köpüklü bir şekilde banyodan fırlayan ve üşütüp hasta olmamak için dua eden kişiye ANNE denir.

10. Tek başına olduğu için elbisesinin fermuarını zorla açan süt verdikten sonra kapatamayıp sırtını hırkasıyla örterek çıkan kişiye ANNE denir.

11. Sırf bebeği daha uzun süre uyusun diye tüm dünyayı susturmaya çalışan kişiye ANNE denir.

12. Çocuğunun kakasında gerçekten boncuk arayan ve bulduğunda sevinçten göbek atan kişiye ANNE denir.

13. Doğumdan sonraki ilk aylarda gecenin bir yarısı uyanıp bebeğini emzirdiğini sanan ve bebeğim nerde diye telaşa kapılan kişiye ANNE denir.

14. Çocuğu hakkında yazdıkça mutlu olan, blog nedir bilmezken blog tutan kişiye ANNE denir.

15. Aynı anda 1.378.276 şey düşünen kişiye ANNE denir.

16. Koltuğun altında televizyonun kumandasını ararken minik bir çorap, bir emzik ve bir Bakugan topu bulan kişiye ANNE denir.

17. Bebeğinin içmediği iki damla anne sütünü ziyan etmemek adına akla hayale gelmez alternatifler geliştiren kadına ANNE denir.

18. Montunun bir cebinden anahtarlık, diğerinden emzik kapağı çıkan kişiye ANNE denir.

19. “Maşallah” kelimesini hayatında hiç kullanmadığı kadar kullanan kişiye ANNE denir.

20. Bebeğini halının üzerine serdiği yorganın üstünde bırakıp mutfağa gidip geldikten sonra odanın bir köşesindeki sandalyenin altında bulan kişiye ANNE denir.

21. Hayatında kokladığı en güzel koku yavrusunun kokusu, gördüğü en güzel gülüş yavrusunun gülüşü, duyduğu en güzel ses yavrusunun sesi olan kişiye ANNE denir.

22. Evin içinde saçına dinozor çıkartması yapışmış bir halde gezen, ve kocası gelene kadar bunun farkına bile varmayan kişiye ANNE denir.

23. İğne olmak şöyle dursun iğne olana bakamayan; kan aldırma sırasında beklerken hemşirenin elinde kan tüplerini görünce bayılan, ama genel durumunu öğrenmek için ayda bir, şeker testi için 3 saat içinde 4 kere kan veren, damarları bulunamayıp elinin üstünden kan alınan ve 1 saat önce kan alınan damar belli oluyor diye tekrar aynı iğne deliğinden kanı alınan ve bunlara sırf karnındaki bebeği için katlanan kişiye ANNE denir.

24. Ayakkabılığı düzenlerken ayakkabılar arasında bebeğinin patiğini bulan kişiye ANNE denir.

25. Öğle tatilinde kızını emzirmek için eve koşan, sonra gömleğinin düğmelerini kapamayı unutup ise dönen, ve insanların garip bakışlarına maruz kalan kişiye ANNE denir.

26. Tek önceliği bebeği olan kişiye ANNE denir.

27. Çocuğu arkadaşlarıyla oynarken göz ucuyla hep diğer çocuğu kaplan gibi gözetleyen kişiye ANNE denir.

28. En tutkulu ve en gerçek aşkın evlat aşkı olduğuna inandığı için “ben aşığım” diyen çocuksuz tüm insanlara ağzının kenarıyla gülüp geçen bilge edalı kişiye ANNE denir.

29. Bebeğinin uykusunun geldiğini bebeğinden daha iyi bilen kişiye ANNE denir.

30. Çocuğunun geleceği için seçim duasına çıkan kişiye ANNE denir.

31. Daha önceden hiç ilgisini çekmediği ve hatta nefret ettiği halde tüm Ben10, Gormiti ve Transformers karakterlerinin isimlerini bilen kişiye ANNE denir.

32. Bebeğinin altını her türlü mekân ve koşulda değiştirebilen üstün yetenekli kişiye ANNE denir.

33. Hamileliği boyunca normalde en büyük keyfi olan kahveyi doktoru günde 1 fincana izin verse de bebeği için içmeyip, doğum yapınca günde 1 defa içerim diyen ama sonra dayanamayıp yine içmeyen kişiye ANNE denir.

34. Oğlunun “okşama pijaması” yırtıldı diye her yerde garip bir şekilde pijamaları okşayarak en uygun yumuşaklığı arayan kişiye ANNE denir.

35. Çocuğu öksürdüğünde kendi ciğerleri sızlayan kişiye ANNE denir.

36. Sol kolunda acıkan oğlunu susturmaya çalışırken sağ eliyle mama hazırlayan bir yandan da kulağına dayadığı telefonla arkadaşıyla dedikodu yapan kişiye ANNE denir.

37. Emzirirken uyuyan yavrusu uyanmasın diye, yanına kıvrılıp aynı pozisyonda kolları bacakları uyuşana kadar yatabilen kişiye ANNE denir.

38. Her garip soruya mantıklı cevaplar bulan kişiye ANNE denir.

39. Kızı kucağında iken tek eli ile muhallebi yapan kişiye ANNE denir.

40. Gece tuvalete gittiğinde pijamasını indirmek yerine emzirme refleksiyle memesini çıkaran kişiye ANNE denir.

41. Bebeği hapşırıp sümüğü yüzüne yapışınca ohh çok şükür çıkardı diye sevinerek yüzünü temizleyen kişiye ANNE denir.

42. Kızını kanguruda taşıyarak onun banyosunu hazırlayabilen kişiye ANNE denir.

43. Çocuğundan önce kendi yediği için suçluluk duyan kişiye ANNE denir.

44. Yapamayacağı halde “yapamadıkları” için üzülen kişiye ANNE denir.

45. Tanrı’nın yaratışına tüm acılara katlanma bedelini ödemeye hazır olarak ortak olup, bedenini bu mucizeye koşulsuz sunan kadına ANNE denir.

46. Çocuğu çiş yaparken mutlu olsun diye idrarını sonunda sonuna kadar tutan kişiye ANNE denir.

47. Hazır kızım da uyumuşken şöööyle bir gönlümce face, twitter, blog harmanı yapayım diyerek PCye çöreklenen, lakin uykunun ağırlığından o saatte istediği kalitede verim asla alınamayacak olan perişan kişiye ANNE denir.

48. Ateşler içindeki yavrusunu ağlamaklı bir halde kucağına alıp acaba dişten mi, yoksa üşüttü mü, abisi çaktırmadan soğuk su mu verdi ya da üstünü açtı ya dün gece ondan oldu kesin diye diye gece yarısı tüm ihtimalleri kurcalayan ajan kişisine ANNE denir.

49. Kızı sokakta ağladığı için tek eli ile kızını taşıyıp, diğer eli ile puseti iten kişiye ANNE denir.

50. Bebeğinin ilk dişinin çıktığını kayınvalidesinden duyup, bunu başkasından duyduğuna üzülse mi, yoksa bebeğinin insanlık için küçük, kendi için büyük bir aşama kaydetmesine sevinse mi bilemeyen kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

51. Yatağına uzanıp uykuya kavuşmuşken takriben 10-15 dakika sonrasında bir ağlamayla bebişin yatağına koşan gece nöbetçisine ANNE denir.

52. Sırf bebeği huzurla uyusun diye DVD alırken alt yazılıları tercih eden, televizyonda genellikle alt yazılı dizilerin çoğunlukta olduğu kanalları tercih eden kişiye ANNE denir.

53. Hamileliğin son zamanlarında gece uykusuz kalan ve bundan hiç sızlanmayan kişiye ANNE denir.

54. Ortalığın derli toplu ve temiz olmasına dikkat eden, bebeği olduktan sonra her yerde oyuncaklar, bisküvi kırıntıları bulan, yine de sakinliğini koruyabilen kişiye ANNE denir.

55. Gece hastalanıp sabaha kadar ağlayan bebeğine 10 kaplan gücünde bakıp, onu sakinleştirip, sonunda sabaha karşı uyutmayı başarıp, kalan kaplanlarla evden ayrılmak zorunda olan kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

56. Bebeğine sürekli besleyici, doyurucu yemekler yapmaya çalışıp kendini makarnayla doyurabilen kişiye ANNE denir.

57. Belki de hayattaki en zor kararı verirken… arkasını dönüp gitmek yeterince zorken… giderken çekmesi gereken onca valizi varken… Kucağındaki bebeğine sıkı sıkı sarılıp giden ve asla yılmadan oğluna her gün daha da sıkı sarılan kişiye ANNE denir.

58. Kızı su sesine uyanıyor diye banyo yapamayan kişiye ANNE denir.

59. Kendisine bir şey olursa acaba bebeğimi üzerler mi, benim gibi bakamazlar diye kendini yiyip bitiren, ikide bir gözü yaşarıp hıçkıra hıçkıra ağlayan kişiye ANNE denir.

60. Susuz kaldığını düşünerek bıkmadan usanmadan içmediğini bile bile değişik çaylar sular hazırlayıp karşısında birçok şaklabanlık yaparak içirme savaşına girene ANNE denir.

61. Bebeği bronşit/hasta olduğunda tüm gece uyumayıp bebeğinin dakikada kaç nefes aldığını sayan kişiye ANNE denir.

62. Her koşulda aç, susuz, uykusuz kalan kişiye ANNE denir.

63. Türlü yöntemler deneyip uyutamadığı yavrusunu en son ayağında sallarken uyutan ama bunun farkına bile varmadan yatakta oturur pozisyonda 1,5 saat uyuyakalan zavallı insan kişisine ANNE denir.

64. Bebeğin doktorunun bebekte alerji ihtimali teşhisi üzerine tüm beslenmesini kısıtlayan kişiye de ANNE denir.

65. Bebeği feryat figan ağlarken tırlatmaya 3 kaldı diye düşünen, ama bebesi uyuduğu anda içinde tarifsiz bir huzur bularak, kendi de yatacağına dudağında gülümseme bebeği seyre dalan şahsa ANNE denir.

66. İş yerinde çalışırken kulaklıklarla çocuğuna öğretmek üzere şarkılar dinleyip, ezberlemeye çalışan, tuvalette de pratik yapan kişiye ANNE denir.

67. Sabahları bebeğiyle biraz daha fazla vakit geçirebilmek adına evden sıfır makyaj çıkıp, kalabalık bir otobüste 5 dakika içinde makyaj yapabilen kişiye ANNE denir.

68. Bebeği kucağındayken kulağından aşağı olmak üzere kusmuk içinde kalan ama hiiiç tepki vermeden direkt temizlemeye dalan kişiye ANNE denir.

69. Çocuğuna kendi uydurduğunu ninnileri söyleyen, hatta arada bir dalıp sokakta da kendi kendine söylediğini fark eden kişiye ANNE denir.

70. Bebeği yatağında uykuya dalsın diye, bebek karyolasının koluna takılmış şekilde, beli koparken, hapşırığını, öksürüğünü ve çişini tutarak, itinayla derin derin nefes alıp vermeye kasarak, en az 15 dakika başarılı bir şekilde uyuyor taklidi yapan kişiye ANNE denir.

71. Cep telefonunu nereye koyduğunu unutan, sonra cep telefonunu aradığını unutan ve derinden gelen bir telefon sesiyle aranırken cep telefonunu buz gibi olmuş bir şekilde buzdolabında bulan kişiye ANNE denir.

72. Kendine sıcak bir bitki çayı hazırlayıp, tam ilk yudumunu alacakken uyanan bebeğine koşmak zorunda kalan ve sıcak hiçbir şey yiyip içemeyen kişiye ANNE denir.

73.Vakitsizlikten arabasını yağmurlu havada yıkatan kişiye ANNE denir.

74. İşte, sokakta ya da başka olmadık yerlerde bebeğinin muzip hallerini hatırlayıp, kendi kendine gülümsemeye başlayan kişiye ANNE denir.

75. Kendine hazırladığı yemeği ağzına atmak üzereyken karşısında bebeğinin melül melül bakmasına dayanamayıp yemeğini önce ona yedirmeye çalışan kişiye ANNE denir.

76. Çocuğunun adı geçtiğinde hiç durmadan en az 20 cümle kurabilen kişiye ANNE denir.

77. Elindeki sürahinin kapağı ile çaydanlığı kapatmaya çalışan bir taraftan da çocuğuna laf yetiştirmeye çalışan kişiye ANNE denir.

78. İki lafın belini 10 aylık bebeğinin çıkardığı seslere onun gibi cevap vererek büken kişiye ANNE denir.

79. Bütün gün (tabir-i caizse eşekler gibi) çalıştıktan sonra akşam eve gelip, bir galeta çubuğu yiyip duş aldıktan sonra 3 çocuğunun ödevlerine profesyonel yaşamından kesitler sunarak yardımcı olan ve uyumak değil yatakta erkenden bayılan kişiye ANNE denir.

80. Hiç yeteneği olmadığı halde çocuktan sonra her söze bir şarkı söyleyen kişiye ANNE denir.

81. Oğluna masal anlatmak isterken masala Kırmızı Başlıklı Kız ve Yedi Cüceler diye başlayan ve masalın nasıl başladığını neden hatırlamadığını bir süre sonra anlayan kişiye ANNE denir.

82. 30 yıl canını dişine takıp kariyer yapmak için uğraşıp, bebeği doğduğu gün hepsini bırakıp bebek bakan kişiye ANNE denir.

83. Bütün gece uyumadığı için, sabah işe geldiğinde araba anahtarıyla çekmecesini açmaya çalışan kişiye ANNE denir.

84. Çocuğunun hiç bir zaman tok olduğunu kabullenmeyip her daim ne yedirsem diye düşüp duran kişiye ANNE denir.

85. Çocukları için canını feda edebilecek tek varlığa ANNE denir.

86. Çocuğunun başka yerde rahat uyuyamayacağını bildiği için kendi ailesinin evinde dahi kalmayıp gece yarısı yollara düşen kişiye ANNE denir.

87. Kızını okula yollayabilmek için kendi yol parasından feragat edip işe karda kışta yürüyerek giden kişiye ANNE denir.

88. Tükürdüğünü defalarca yalayan ve bunu kabullenme bilgeliğini gösterebilen yegane kişiye ANNE denir.

89. Bebek doğduktan sonra sıcak bir yemek yiyemeyen (yemeği tabağa koyup bir türlü yemeye fırsat bulamayan) ve ne yediğini de iki arada anlamayan kişiye ANNE denir.

90. Baba ve bebek uyutulduktan sonra bir bardak çayla bisküvi keyfi yaparken bisküvi tabağı yerine elini sıcak çaya sokan şahsa ANNE denir.

91. 2 yaşındaki çocuğu günde 456.894.455 kez ısırıp yapma evladım, hayır evladım, canım acıyorsözlerini 5.684.122 kez söyleyen kişiye ANNE denir.

92. Bebeğine bin bir zahmetle mama hazırlayan, yedirmeyi binlerce kez deneyen ancak başarısız olan kişiye ANNE denir.

93. Bebeğini ya da çocuğunu yedirirken onunla beraber ağzını açıp kapayan kişiye ANNE denir.

94. Bebeği uyuduğu sırada yemek mi yapsam çamaşırları mı yıkasam dinlensem mi gibi soruları soran kişiye ANNE denir.

95. Bebeğinden önce gece 6 saat uyuyunca gün boyu zombi gibi gezen, bebeğinden sonra gece kesintisiz 4 saat uyursa tüm günü hiç esnemeden geçirebilen kişiye ANNE denir.

96. Akşam eve geldiğinde, çığlık çığlığa üzerine atlayan bebeğine sarılıp, gözyaşlarını saklamaya çalışan kişiye ÇALIŞAN ANNE denir.

97. Uykumuz geldi, bugün kakamızı yapamadık gibi konuşmalarla, çocuğuyla kendini aynı kişi zanneden şahsa ANNE denir.

98. Kendini çocuğunun babasıyla kıyaslayarak daha becerikli, daha üretken, daha çalışkan, daha fedakâr, daha daha daha… yani evde en önemli olduğunu düşünen kişiye ANNE denir.

99. 48 saat uyumayan bebeğiyle ilgilenirken yorgunluktan harap olmuş bebeği nihayet uyuduktan sonrada ya kusarsa ya boğulursa diye oturup başında bekleyen kişiye ACEMİ ANNE denir.

100. Olmadık zamanlarda ve mekanlarda emzirmek için göğsünü çıkarıp bebeğinin ağzına dayayan kişiye ANNE denir.

101. Sekiz aylık hamile kızına, o adını anmamış olsa da, canı çekmiştir diye kargoyla zeytinyağlı dolma gönderen insana ANNE denir.

102. Kendisi ilaç içecekken, yan etkilerine bakıp “amaaan, bunlar da ne bulurlarsa yazmışlar, bir şey olmaaaz” diyerek içen, çocuğuna ateş düşürücü ilaç içirecekken yan etkilerine bakıp “çok tehlikeli yan etkiler var, bunların piyasaya çıkmasına nasıl izin verirler, acaba şu olur mu, acaba bu olur mu, ilk defa içecek, acaba hastanede mi içirsem” diye psikopata bağlayan kişiye ANNE denir.

103. İşe gelmeden önce yollarda Ali Baba’nın Çiftliği’ni yeni yeni konuşan kızına söyleyen,iş yerindeyken bile telefondan kızına yemek yedirmeye çalışan,akşamları kızına kavuştuğunda bir yandan mutluluk bir yandan hüzünle dolan kadına ANNE denir.

104. Saatlerce uyutmaya çalışıp uyuduktan sonra can sıkıntısından ne zaman uyanacak diye bebeğinin başında bekleyen kişiye ANNE denir.

105. Evde 1 saat yalnız kalınca boşluğa düşen kişiye ANNE denir.

106. Sabahtan çamaşırları makineye atıp, çocuğun kahvaltısını hazırlayıp yedirip işe giden, yoldayken ben pijamalarımı çıkarmış mıydım diye kontrol eden ve akşama kadar koşturduktan sonra eve dönüp yemek hazırlayıp, çamaşır asıp, ortalık toplayıp, bir yandan da oğluna at taklidi yaparak sırtında emekleyerek dolaşan ve akşam yemeğinde oğlu ağzına her kaşık alışında üzerindeki yorgunluğu atıp huzur bulan yaratığa ANNE denir.

107. Kendi haftalık komple bakımını 30 dakikada bitirebilen kişiye ANNE denir.

108. Ön-ergenlikteki tüm vicdansız delikanlı yorumlarına maruz olan ve 2 dakika sonra hepsini unutabilen kişiye ANNE denir.

109. Tüm marketlerde şekerli (Tipitip veya Big Babol tarzı) sakız arayan kişiye ANNE denir.

110. Kocasına 6. ay aşıları ateş yapar diyorlar ateşten çok korkuyorum aşkımmm acaba o geceyi arabada hastanenin önünde mi geçirsek diyen kişiye ANNE denir.

111. Bebeği kabız olduğunda işini kolaylaştırmak istercesine onunla birlikte ıkınana ANNE denir.

112. Gecenin bir vakti bebeğinin ertesi günkü yoğurdunun mayalanmadığı aklına gelip, o sıcacık yataktan kalkıp yoğurt mayalan kişiye ANNE denir.

113. Etten tiksindiği halde tavuk ciğeri, kuzu beyni ve dana dilini doğrayan, yesin de tek kan yapsın diye şekil şekil pişiren cinse ANNE denir.

114. Tabakta kalan yemeği hadi son son son diyerek 3-4 kaşık daha tepiştirmeye çalışana ANNE denir.

115. Bebeği mışıl mışıl uyuduğunda, onu seyrederken bir yani huzurlu, diğer yarısı evhamlanan ve hiçbir sorun yokken hüngür hüngür ağlayan kişiye ANNE denir.

116. Artık en sevdiği şarkı Mini Minnacık Örümcek, en sevdiği şarkıcı “eğitici müzikli oyuncaklar” olan kişiye ANNE denir.

117. İş yerinde öğle vakti arkadaşları alışveriş, kuaför vs. konularda sohbet ederken, oğlunun her gün ve günde 3 öğün izlediği Aslan Kral filmini onunla izleyip, müziğini beyninden silemeyip durmadan mırıldanan ve garip bir mahlukmuş gibi bakılan kadına ANNE denir.

118. Çocuğu olduktan sonra günlük gazeteleri biriktirip bir hafta geriden takip edebilen kişiye ANNE denir.

119. Her türlü sinek, böcek ve haşerattan tiksinen, ancak çocuğunun odasında uçan sivrisineği hiç çekinmeden şap! diye çıplak elleriyle öldüren (sonra da elini yıkamak üzere çığlık çığlığa banyoya koşan) kişiye ANNE denir.

120. Çanta hazırlarken önlük eksikmiş diye çocuk odasına gidip etrafa bakınan, ben buraya niye gelmiştimdeyip hiçbir şey almadan odadan çıkan kişiye ANNE denir.

121. Kendi rejimde olduğu halde en sevdiği yemeği çocuklarına pişiren kişiye ANNE denir.

122. Önceden varlığının farkında bile olmadığı, ancak şimdi görüş alanına giren her türlü sehpa köşesi, elektrik prizi, halı kıvrımı gibi çıktını ve yükseltileri tehlike belleyen insana ANNE denir.

123. İkinci bebeğini beklerken “Bunu da sevebilecek miyim?” diye hayıflanan, kucağına alır almaz kalbinde yeni bir oda açılan kadına ANNE denir.

124. Pipimizi herkesin içinde tutmuyoruz, burnumuzu tuvalette temizliyoruz, arkadaşlarımızı ısırmıyoruz,gibi mantık(sızlık) önermeleri günlük yaşamının bir parçası haline gelmiş olan kişiye ANNE denir.

125. Evden çıkmaya hazırlanırken, sofraya çağırırken, banyoya sokmaya çalışırken, … çocuğuna HADİ demekten midesi bulanan kişiye ANNE denir.

Bu listeyi şu yazıya bırakılan yorumlardan ve Forum’da açtığım şu konuya gelen cevaplardan derledim.

Hemen her maddenin altına imza atabilirim. Kimisiyle o kadar örtüşüyorum ki, “bunu ben mi yazdım?” diye düşündüm.

Hepsine bayıldım, güldüm, eğlendim; ama beni en çok güldüren 70 numara oldu.

Katkıda bulunan herkese çok teşekkürler.

Bakınız kimlere ANNE denir

Posted on

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!
KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ!

 

KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır. Erkekler bunu ne kadar görmezlikten gelse, bazı kadınlar da bu fantezileri ne kadar “sapıklık” olarak algılasa da, aslında “fanteziler” seksin tuzu biberidir… O yüzden fantezilerinize kulak verip zaman zaman aklınızdan geçenleri partnerinizle paylaşmaktan çekinmeyin… “Türk kadınlarının cinsel fantezi” örnekleri pek dillendirilmediği için bu hafta yabancı bir yazarın kitabındaki fantezilerden bazılarını yayınlıyoruz. Ama dileyen, yani cesareti olan kadın okurlarımız “cinsel fantezileri”ni paylaşmak isterse, “yorumlarını” yazsınlar!

Herkes hayal kurar, herkesin düşgücü vardır. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açıklanmaz. Özellikle de kadınlar fantezilerini çok fazla paylaşma yanlısı değildir. Sadece yakın kız arkadaşlarıyla paylaşırlar cinsel fantezilerini… Kocalarına ya da sevgililerine “fantezilerini” anlatmaya korkarlar.

Nancy Friday’in “fantezi” kitabı
“Fanteziler, cinsiyetin gelişimi olarak düşünülmelidir. Bence kadınlardaki cinsel bilgi potansiyeli, bu gizli tehdit ve güçlü rakip en çok erkekleri rahatsız ediyor”. Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören “Benim Gizli Bahçem” adlı kitabının önsözünde böyle diyor.

Farklı sosyal gruplardan, değişik kültürde ve her yaştan kadınla yaptığı sohbetlerde sayısız fanteziyi biraraya getiren Nancy Friday “Benim Gizli Bahçem” adını taşıyan kitabını bu şekilde oluşturmuş. “Kimse kurduğu fantezi nedeniyle suçlanmamalı” diyen Friday’in kitabında birbirinden ilginç “kadın fantezileri” mevcut. İşte bu fantezileri anlatan kadınlardan biri ve onun hikayesi….

Sevgilimi yatakta bir doktor olarak hayal ediyordum!

Vicki, 30 yaşında. Bekar. İkinci eşinden yeni ayrılmış. Egzotik görünüşüyle birçok erkeği etkilemesine rağmen, o hep hain yaradılışlı erkekleri tercih ediyor. Şimdi gözlerini çoktan bir sonraki eşin keşfine dikmiş durumda! Fantezisine gelince…

“Son günlerde sevgilimin doktor olduğunu hayal etmeden onunla yatağa giremiyorum. Bu odaklandığım fantezinin seksi gözümde yüceltip yüceltmediği konusunda herhangi bir fikrim yok. Tek bildiğim hayal ettiğim doktorun, başlığı ve maskesiyle biraz kendi doktoruma benzediği… Oysa şimdiye kadar hiçbir doktorla romantik bir ilişki yaşamadım. Tanrı biliyor ki, muayeneler sırasında da tahrik olmadım. Zaten çocukken de komşu çocuklarıyla hiç doktorculuk oynamamıştım! Ama şu sıralar bir erkekle yatağa girdiğimde onu hep doktorum gibi görüyorum. Ne kadar çok heyecanlanırsam, bacaklarım o kadar havaya kalkıyor ve o doktor da o kadar bacaklarımın arasına giriyor… Ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Muayene ne kadar karmaşıksa heyecanım da o kadar şiddetli oluyor. Doktor teşhise yaklaştıkça ben de orgazma ulaşıyorum. Orgazmdan sonra doktorun maskeli suratı bana doğru yaklaşıyor ve o sevgi dolu gözler bana harika durumda olduğumu söylemeden önce her şey olması gerektiği yere dönüyor.”

Hayli ilginç olan bu fantezi, Friday’in kitabında yer alanlardan sadece biri. İşin ilginç yanı, bugün birçok erkek, eşlerinin ya da sevgililerinin fantezileri olabileceğini düşünmek istemiyor. “Masum bir hayal” deyip geçiştirmeyi de başaramıyor. Ya kafası takılıyor ya da “olamaz” deyip inkar ediyor.

Bir fantezi daha!
Friday’ın kitabında yer alan diğer bir fantezi ise evli bir kadına ait:

“Size 3.5 yıldır evli olduğumu söylemeliyim. Kocama cinsel fantezilerimi hiç anlatmadığımı söylemeliyim. İşte zaman zaman düşündüğüm fantezilerden biri…

Kocamla sevişirken arkadaşlarımızdan birinin benimle seviştiğini düşünmek bana müthiş bir heyacan veriyor. Başka biriyle ilişkiye girmek gibi bir isteğim yok. Ama bu ekstra heyecanı düşünmek istiyorum. Bu çok mu yanlış? Bunu kocama anlattığımı düşünemiyorum. Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu ona anlatmam yanlış olabilir”.

En sık rastlanan fantezi örnekleri

* Kocamla sevişirken onun metresi olduğunu hayal ediyorum. Onu, gururlu karısından uzaklaştırıp baştan çıkarmaya çalışıyorum. Veya kendimi bir fahişe gibi düşlüyorum.

* Çeşitli erkeklerin yatakta nasıl olduklarını düşlüyorum. Çok mutlu bir evliliğim var, ama eğer kocamın arkadaşı bana çekici gelirse, ikimizin seviştiğine dair fanteziler kurarım. Mesela içki alırken karşılıklı durduğumuzda onu çıplak hayal ediyorum. Bundan gerçekten fiziksel olarak uyarıldığım kadar zevk alıyorum.

* Masturbasyon yaparken, beni kaçırır kaçırmaz muhteşem güzelliğime dayanamayıp bana hemen tecavüz eden bir adamı hayal ediyorum. Ya da bakireliğime önem verdiğimden yatmadığım, ama çok seksi eski sevgilimle seviştiğimi hayal ediyorum.

* Hayatımdaki erkekler hep biraz zayıftılar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarını yere basmasını bilen He- man tarzı adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çıplak popomu bir güzel dövüyor, sonra da sevişiyoruz.

* Hayalllerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapıyorum. Sonra da seyircilerin arasına girip bir sürü erkekle sevişiyorum.

* Ben bir erkeğin kocaman kaslarıyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden her gün caddeden geçtiğini gördüm birinin. Onun siyah sakalı ve çok güzel gözleri var.

* KADINLARIN CİNSEL FANTEZİLERİ! Ayaklarımın altından sular akan bir sahilde olduğumu hayal ediyorum. Başımın dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olağanüstü.

Posted on

Kendini tanımadan geçirdiğin yıllar

Kendini tanımadan geçirdiğin yıllar

Eninde sonunda gelin olacak kızlar…

18 yaşıma bir geleyim bardan diskodan çıkmam, 20’de durulurum, 21’de aşık olduğum ünlü şarkıcıyla evlendim mi bir sene sonra da bebek oh mis. Gelecek planım bu şekildeydi. İş güç desen, nedense çocukken meslek denilen şeyin para kazanmak için bize gerekli olan statü olduğunu anlamıyordum. Ne bileyim, büyüyünce otomatik olarak paran oluyordur herhalde diye düşünüyordum. ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye sorulduğu zaman bunun diğer anlamının, ‘Büyüyünce ne kadar kazanacaksın?’ olduğunu ne bilelim. Doktor olmak isteyenler vardı mesela, evlerinde hasta dedesi, dayısı olduğu için büyüyünce onu kurtaracağını düşünüyordu. Avukat olmak isteyen arkadaşım vardı, annesini ve babasını boşayan o kadın gibi olmamak içinmiş. Şarkıcı olmak isteyenin evinde büyük ihtimalle sürekli Kral TV açıktı. Dansöz olmak isteyen de vardı, şimdi haklarını yemeyelim hatta bayağı fazlaydı. Önce astronot olmak istedim, dünya çok sıkıcıydı, dağ taş hep aynıydı. Başka evrenler, galaksiler, kim bilir nasıl hayatlar vardı. Ardından üşendim, onca yolu gitmeye, ‘gelin’ olmak istediğimi söyledim orada burada. Ne işin olursa olsun, eninde sonunda gelin olacaktın nasılsa.

Okulunu birincilikle bitir

Nobel ödülleri al, zekan arşa değsin. Halanın ilk soracağı soru, ‘Ee yok mu biri?’ En azından bir şıkkı elerim diye düşünüyordum. Sonra aşk mevzusu vardı, ben Kerim Tekin’e aşıktım. Büyüyünce onun gelini olacaktım. Gelecek planım da hazırdı, beni cici babamdan isteyecekti. Kafam çok rahattı. Sonra bir gün, bir sabah ölümün ne olduğunu Kerim Tekin sayesinde öğrendim. Kerim Tekin’i araba kazasında kaybetmiştik. Nasıl olurdu ya, evlenecektik biz. Tamam daha tanışmıyorduk ama ben büyüyünce tanışacaktık. Üstelik ölümün bir çaresi, bir geri dönüşü yoktu. Plan yapmamam gerektiğini ilk o an anladım. O zamana kadar geleceğimle ilgili hiçbir şey düşünmemiştim ve panik yaşamaya başladım. Normal olanının, bu panikle derslerime sıkı sıkı sarılmam olması lazımdı ama zaten derslerim hep iyiydi. Tam tersi, kara kara düşünmeye başladım. Her gün ne olacağımı, ne yapacağımı, nasıl öleceğimi… Öyle böyle 18 oldum. Bardan diskodan çıkmam zannediyordum ama kimse bana eğitim sisteminin bu denli zor olduğunu söylememişti.

Aslında zor desen değil.

Kolay desen hiç değil. Sadece ezber. Bütün vaktimi evde hiçbir şey öğrenmeden, hayatıma zerre katkısı olmayan bilgileri ezberlemekle geçirdim. Üniversitede çılgınca eğlenecektim güya, kimse bana şehir dışında okumanın maliyetini de anlatmamıştı. Hem okul hem iş derken 20 yaşında evlenme planım da suya düştü. Ne zaman plan yapsam hep bir falso çıkıyordu. Plan yapmaktan, geleceği düşünmekten öylesine korkmaya başladım ki rüzgar beni nereye iterse orada yaşadım. Bir yıl içinde 4-5 ev hatta şehir değiştiriyordum. Eşyalara bağımlılığım yoktu, insanlara da yoktu aslında. Sadece aşık olduğum birkaç adama. Onlar da sağ olsun her seferinde yaptığımın yanlış olduğunu suratıma suratıma geçiriyorlardı. Sorumsuz, ilgisiz, yer yer duygusuz olmaya başladım. Ardından o hiç geçmeyen zaman, bir anda roket gibi yanımdan geçip gitmeye başladı. Öyle hızına yetişemiyordum ki bir süre oturdum izledim. İnsanların hayatlarını, yanlışlarını, doğrunun ne olduğunu o hızla geçen kargaşa arasında ayıklamaya çalıştım. Ucundan, kıyısından tutayım da bir gireyim dedim, zaman kabul etmedi.

Ya çok geç kalmıştım ya çok erken gelmiştim.

Ama son senelerde bir şey oldu, sanırım büyümek deniliyor buna. Artık insanları değil, etrafı değil, başkasının bana biçtiği kılıfı değil kendimi düşünmeye başladım.

Kendimi keşfetmeye, tanımaya… Bazen nefret ettim bazen çok sevdim. Ara ara gurur duydum. Çoğu zaman tiksindim, utandım, güldüm. Bir evcil hayvan sahiplendim, bu sayede o hiç olmayan sorumsuzluğumu biraz törpüledim. Sonra bir tane, bir tane daha derken, ‘Tamam lan sen de abartma’ diye bir durdum. Ardından ne olursa olsun oturduğum evden taşınmayacağımın sözünü verdim kendime. Bu süreçte tabii evren hep oyununu oynadı. Komşular bizi istemedi, ev iki kez satıldı, en son Almanya’dan yeğeni gelip oturacaktı yine de çıkmadım evden. Aa bu arada evlendim, üstelik ışık hızıyla. Senelerce oturup bekledim bir halt olmadı, bir anda pat diye oldu valla ben hala şok!

Hayal ettiğimden de güzel bir meslek sahibi oldum.

Sonra anladım plan yaptıkça neden hep tökezlediğimi. Kendimi o kadar tanımıyordum, o kadar yabancıydım ki istediğim, kurduğum, düşlediğimi zannettiğim her şey benim dışımdaydı. Bana uymuyordu, zaten olmayacaktı. Hep en kolayı seçerek, kolum kanadım kıpırdamasın dedim. Onu bile başaramayınca özgüvenimi yitirdim. Astronot olmaktan vazgeçmemem lazımdı mesela. Olmasam da bu ülke uzay bilimlerine önem vermiyor der, çıkardım işin içinden. Evlenemedim ühü ühü diye ağlamaktan daha vizyonlu en azından. O yüzden, yaptığınız planlarda sürekli sorun çıkıyorsa, demek ki size uymayan şeyleri düşlüyorsunuz. Önce kendini tanımak olay. Bak sevmek demiyorum, ona daha var. Bu kadar içini dışını, her zerreni biliyorsun yahu, sevmek o kadar kolay mı? Yeni yılın kutlu olsun. Yeni yıl sana, seni getirsin.

Posted on

Yoksa siz de mi duygusal tacize uğradınız?

Yoksa siz de mi duygusal tacize uğradınız?

Senin de günün kutlu olsun kardeşim…

Yine bir mart ayı, yine kadın hakları diye çırpınan insanlar, yine töre cinayetleri, eski eş terörü, şiddet, tecavüz ve kadının yanına ne yakışmayacaksa adının anıldığı diğer iğrenç şeyler…
Senin de günün kutlu olsun kardeşim, bir anlamı varsa hala senin için tabii…

Bu kadar büyük olayların yanında, ufak gibi görünen ama aslında bütün hayatımızı kaplayan bir konu var; duygusal taciz! Bir ilişkide belirsizlik düzeyi aşırı boyuttaysa, ‘önümü göremiyorum’ dediğimiz olay var ya, hah devamlı o noktada olduğumuz bir ilişkinin içindeysek, bir silkelenme zamanı geldi de geçiyor mu ne? Karşınızda kavgadan zevk alan, belirsizliği heyecan zanneden ve sizi geçmişte yaşadığı olumsuzluklar yüzünden cezalandıran biri olabilir.

‘Bir anı bir anına uymuyor’
İlişkinin başında sizi yerlere göklere sığdıramıyorsa, sanki yıllardır böyle bir ilişkinin hasretini çekmiş gibi davranıyorsa, bir anda neler olup bittiğini fark etmeden kendini onun ekseni içinde bulduysan, tam, ‘sanırım istediğim buydu’ diye düşündüğün an, ara ki bulasın adamı! Yok, yok, yok! Yer yarıldı da içine girdi. Bir anda iş yüklediler adamın üstüne, hatta hükümeti emanet ettiler yoksa bu kadar da yoğun olamaz canım! Bu noktada aslında bir durup düşünmek lazım. Ama tabii ki bu noktada düşünmek en son aklımıza gelen şey olacaktır.

‘Bu adam ne istiyor ya!’
İlişkiler üç aşamadan oluşuyor. Giriş; her şeyin en güzel, seksin en yoğun olduğu zaman. Gelişme; artık bu olay nereye gidecek sorgusu. Sonuç; evlilik olur, çocuk olur, aynı evde yaşamaya karar verme olur… Olmazsa da ayrılık olur. Giriş bölümünde sana zaten harikalar diyarını açmış adam, şimdi sıra geldi sinyal izlemeye. Evliliğe yaktığı sinyalleri anlamıyor musun? Bu çok normal, çünkü ortada öyle bir sinyal yok. Rüzgar nereye eserse durumu… Arkadaşı bu yaz evleniyordur, bir gaza gelir. Bir haftaya bir şeyi kalmaz merak etme. Bir fi lm izliyordur, orada baba olma fikri hoşuna gitmiştir, film bitince o his geçer korkma. Olan sana olacak, kafan sürekli karışık, devamlı ‘bu adam ne istiyor ya!’ sorularıyla dolu, çok sıkıcı.

Eski sevgilisini bir unutsa’
Hepimizin hayatında ‘ah keşke’ dediği geçmiş bir aşkı oluyor. Bir şarkıda aklına gelir, ne bileyim bir yaz gittiğiniz bir balıkçıda, eski bir kitabın arasında kalan notla falan filan. Ama ilişkinizi üç kişi yürütecek bir kıvama geldiyseniz, bir durun demek gerek artık. Her fırsatta eski sevgilisinin adı çıkıyorsa her yaptığı şeyde ‘onunla gitmiştik, onunla yemiştik, onunla plan yapmıştık’ diyorsa, ‘Eee onunla olsaymışsın madem Allah Allah ya!’ diye bir carlamak gerekli ama n’aparsın yapamazsın… Hayır yani, niye kıyaslanasın? Kendi ayakları üstünde
duran, eli yüzü düzgün, ne güzel bir kızsın. Sırf adam senden önce biraz vaktini iyi geçirdi diye bütün hayatını başka biriyle kıyaslanarak mı geçireceksin? Yapma, daha iyisini hak ediyorsun!

‘Aslında böyle bir insan değil’
Herkesin ortasında gereksiz şakalar yapan tipler vardır. Her ne hikmetse söyledikleri her kötü söz bunların sözlüğünde ‘şaka’ anlamını taşır. Arkadaşlar arasında ne kadar kötü yemek yaptığınızı, aslında çok uyuduğunuzu anlatır durur. Bir de tam siz bir şey anlatırken sizi yalanlama gibi bir huyu vardır ki, şeytan der al onun o kafasını diz kapaklarına vura vura… Neyse, kadına da erkeğe de şiddete hayır. Sürekli komik bile olmayan şakalarıyla sizi ezmeye çalışır. “Dışarıda herkese melek, evde yalnız kalınca canavar” ya da “Evde kedi gibi
dışarıda aslan” diyerek, sürekli olarak birilerine onun iyi biri olduğunu ispatlamak zorunda olacaksın… Değer mi?

‘Bırak, ben hallederim’ 
Size hiç iş yaptırmayan, sizi her gün işten alan, her sabah sizi uyandıran birinin varlığı rüya gibi gelse de, inanın öyle değil. İlk başlarda peri masalında gibi hissedersiniz, çünkü kıçınızı şuradan şuraya kaldırmazsınız. Ardından  kendinizi yetersiz hissetmeye başlarsınız. Bir süre sonra da sanki hiçbir şey başaramayacakmış gibi. Sanki bu adam hayatınıza girdiğinden beri bütün yetenekleriniz emilmiş gibi. Bakkala bile tek başına gidemez hale gelmişsiniz. Çaktırmadan, sinsice sizi kendine bağımlı hale getirmiş. Sigara, alkol, hatta uyuşturucudan bile daha kötü bir bağımlılık, bir insana bağlı olmak.

‘Senin yüzünden’
Bütün ilişki boyunca kendi kendinizin beynini yediniz. Bu ilişkiyi adam etmek için uğraştınız, alttan alma, üstten vurma, terk etme, sessizleşme, aklınıza gelen bütün taktikleri de yaptınız ama bir bakmışsınız sizden şikayetçi taraf olan o! Aaa bir bakmışsınız siz kendinizi düzeltmeye çalışıyorsunuz. Siz onun gözüne girebilmek için uğraşıyorsunuz. Bir süre sonra da zaten ağzınızı açmamaya, konuşmamaya, kendinizi göstermemeye başlayacaksınız. Çünkü ne zaman konuşsanız kavga sebebi olacak, ne zaman bir şey isteseniz, daha önceki istekleriniz suratınıza vurulacak. Bıktırma, sindirme ile istediği her şeyi elde edeceğine inanmış bir insan var karşınızda. Babasına çizdiği resimleri göstermeye uğraşan beş yaşında
küçük kız gibi olacaksınız. Sadece saçınızı okşayıp, ‘aferin’ demesi için onu mutlu etmeye uğraşacaksınız. Tabii istediğiniz buysa…